Bu hikayenin sonunu biliyorum..!

Eski bir nostalji, eski sevgiler ve dökülen onca gözyaşı.. Bu yazıda eski aşklardan, hani olur ya Ben de böyle bir sevgi yakalayabilsem dedirten hikayelerden bahsedeceğiz.

Arzu ile Kamber
Birbirlerini kardeş sanarak büyüyen iki gencin aşklarını anlatan ve 17. yüzyılda yaşandığı sanılan Türk halk öyküsü. Bir kervan, yolda eşkiya baskınına uğrar. Baskından yalnız küçük bir erkek çocuğu sağ olarak kurtulur. Bir aile tarafından evlatlık olarak alınan çocuğa Kamber adı verilir. Bir süre sonra bu ailenin bir kız çocuğu olur, adını Arzu koyarlar. İki çocuk birbirlerini kardeş sanarak büyürler. Bir süre sonra aralarında ilgi ve yakınlık başlar. Kardeş olmadıklarını öğrenince de evlenmek isterler. Arzunun annesi bu evlilige karşı çıkar ve kızını zengin bir tüccarla evlendirir. Ama adam kısa bir süre sonra ölür. Arzu ile Kamber evlenmek için yeniden uğraşırlarsa da, anne engel olur. Aşıklar bir rastlantı sonucu birbirlerini bulurlar. Kavuşmanın heyecanıyla ikisi de bayılır. Sürekli kızını izleyen kötü yürekli anne onları yine ayırmak ister, ama gençlerin çevresi su ile kaplandığından yanlarına ulaşamaz. Bir süre sonra gençler orada birlikte can verirler.


Kerem ile Aslı
Kerem ile Aslının aşkları asırlardır hiç tükenmedi.
XII. yüzyılda yaşandığı sanılan, Kerem ile Aslı hikayesi anonim halk hikayelerimizin karakteristik özelliklerini taşır. Hikaye kahramanı Kerem, Aslı isimli bir Ermeni kızına aşık olur. Onu kendisinden kaçıranların ardından arkadaşı Sofu ile saz çalarak, türkü söyleyerek diyar diyar dolaşır. Büyük bir aşkın, uğrunda ne ölçüde fedakarlık yapılacak bir kuvvet olduğuna işaret eder. Zorlu macerasının sonunda, Halepte Aslıya kavuşan Kerem tam onunla evlenecekken tutuşup yanar, kül olur. Bu külün kıvılcımı ile saçlarından tutuşarak aynı akıbete uğrayan Aslı ile ancak cennette buluşurlar.


Günümüzde de efsane denebilecek böyle aşkların yaşandığını düşünüyorum. Kalpleri aynı çalışan, aynı duygu ve düşüncelerle birlikte olan nice kişi tanıyorum..